Türkiye Diyanet Vakfı
bu sayfamızı saklayın !

“TÜRKİYE’DE EĞİTİMİ YENİDEN DÜŞÜNMEK: MODEL Mİ SİSTEM Mİ?”

“TÜRKİYE’DE EĞİTİMİ YENİDEN DÜŞÜNMEK: MODEL Mİ SİSTEM Mİ?”

“TÜRKİYE’DE EĞİTİMİ YENİDEN DÜŞÜNMEK: MODEL Mİ SİSTEM Mİ?”

KAGEM’in her ay düzenli olarak farklı konu ve uzman akademisyenlerle yürüttüğü Türkiye Meseleleri Söyleşilerinde bu ay, Doç. Dr. Lütfi Sunar’ın yönetiminde Yıldırım Beyazıt Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Bekir S. Gür’ü konuk ettik.

Türkiye’nin kadim meselelerinden birisi olan eğitim sisteminin ele alındığı programda Sunar, “Modern eğitim, Türkiye’de ulus devletin inşası ve Cumhuriyet’in ideolojisinin şekillendirilmesinde önemli roller oynamıştır. Bunun ötesinde eğitim her zaman toplumu yeniden şekillendirmek üzere bir araç olarak kullanılmış ve Türkiye’de uzunca bir zaman, eğitim sistemi çeşitli açılardan tartışma konusu olarak görülmüştür.
Bu sebepledir ki, çeşitli sistem ve modeller birbiri ardı sıra denenmeye devam ediyor. Sistemin değişmesi için bir felsefeye, eğitimin değişmesi için ise iyi bir sisteme ihtiyaç var. Bugün eğitim sisteminde bir kalite yakalamak istiyorsak, toplumun eğitim düzenlemelerine katılmasına belirli oranlarda izin vermeliyiz.” diye konuştu.


Türk modernleşme tarihi açısından eğitimin yeri ve Türkiye’de eğitim sisteminin felsefi temellerinin değerlendirildiği söyleşide, müfredat tartışmaları bağlamında eğitimde değişmesi gereken boyutlar değerlendirildi.

Türkiye’de eğitim, askeri darbelerle şekillendirilmiştir.


Eğitimin Türk modernleşme tarihi açısından yerine ve konumuna değinerek sözlerine başlayan Gür, Türkiye’de eğitime yönelik yapılan en köklü düzenlemelerin askeri darbelerden sonra yapıldığını söyledi.

Türkiye’de eğitimin temel meselesi ‘sahicilik.’

Türkiye’de eğitim ile ilgili en büyük sorunun “sahicilik meselesi” olduğunu altını çizen Gür, iyi bir eğitim sistemi için farklı unsurların ortak bir amaç için çalışması gerektiğinin altını çizdi. Gür, politika üretme süreçlerinde verilen hızlı kararların eğitimde tutarlı bir yürütmeyi de zorlaştırdığını ifade ederek, toplumdaki çeşitliliğin ve farklı görüşlerin doğurduğu taleplerin karşılanmasının bir arada yaşama hukuku açısından bir zorunluluk olduğuna işaret etti.

Devlet eliyle verilen eğitime güveni artıracak politikalar geliştirilmeli.


Zorunlu din dersleri tartışmalarına da değinen Gür, bu konudaki anlaşmazlığın derslerin zorunlu olmasından değil, içerik konusunda bir uzlaşma zemininin oluşmamasından kaynaklandığını ifade etti. Gür, 15 Temmuz’dan çıkarılması gereken en önemli derslerden birisinin de devlet eliyle verilen eğitime güveni arttıracak politikaların geliştirilmesine duyulan ihtiyaç olduğunu söyledi.

Meşru taleplerin karşılanması, gayrimeşru taleplerin önünü kapatacaktır.


Eğitimde meşru taleplerin karşılanmasının önemine dikkat çeken Bekir Gür, böylelikle gayrimeşru çözüm arayışlarına girilmeyeceğini söyledi. Gür son olarak yeni dönemde okulların güçlendirilmesi ve üniversiteye giriş yollarının çeşitlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak “toplum eğitimi düzenlemelerine katıldığı ölçüde kalite de artacaktır.” dedi.

Program izleyicilerin katkı ve sorularının ardından sona erdi.


Fotoğraflar