Türkiye Diyanet Vakfı
bu sayfamızı saklayın !

BİLİM İLE DÜŞÜNCE SEMİNERLERİ İHSAN FAZLIOĞLU’NUN KONFERANSI İLE SONA ERDİ

BİLİM İLE DÜŞÜNCE SEMİNERLERİ İHSAN FAZLIOĞLU’NUN KONFERANSI İLE SONA ERDİ

BİLİM İLE DÜŞÜNCE SEMİNERLERİ İHSAN FAZLIOĞLU’NUN KONFERANSI İLE SONA ERDİ

TDV KAGEM’de, Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu yönetiminde başlayan yirmi bir haftalık  “Bilim ile Düşünce Seminerleri” dizisi, değerlendirme konferansı ile son buldu.

Dört konu başlığı altında gerçekleştirilen programda, Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu-İslam Bilim Tarihi, Yrd. Doç. Dr. Baha Zafer-Bilim Tarihi, Abuzer Dişkaya-İslam Felsefesi Tarihi­ ve Dr. Engin Koca-Bilim Felsefesi seminerlerini 20 haftada tamamladılar.

KAGEM Konferans Salonunda düzenlenen seminer dizisinin kapanış konferansı "Din, Bilim ve İrfân: Şemseddin Semerkandî’nin 'İlm el-Âfâk ve el-Enfus' Kavramı Açısından Bir Değerlendirme” başlığıyla İhsan Fazlıoğlu tarafından verildi.

Bilmek, anlamak ve anlamlandırmak...

Konuşmasına programın genel bir değerlendirmesini yaparak başlayan Fazlıoğlu, “ Üç temel meseleyi çözmeden herhangi bir entelektüel faaliyet yapmamız mümkün değil. Bilmek, anlamak ve anlamlandırmak... Anlamak için önce anlamlandırmak zorundayız. Anlamlandırmak için ise bilmek zorundayız. Bilmenin de iki temel unsuru vardır. Açıklamak ve çözümlemek. Açıklamak harici şartlara tahakkuk ederken, çözümlemek iç teorik şartlara tahakkuk eder” dedi.

“İslam Dünyası’nda tek bir bütün fikri yoktur”

Bütüne ilişkin bir fikrimiz, modelimiz ve çerçevemiz yoksa olaylara bakarken, tekili ne bilebiliriz ne de, bilmenin meşruiyetini sağlayabiliriz diyen Fazlıoğlu: “Her şeyden önce bir bütün fikrimizin olması lazım. Bu hem tekilin bilgisini, hem anlamını hem de meşruiyetini mümkün kılar. Bu çerçeveden baktığımızda İslam Dünyası’nda tek bir bütün fikri yoktur. Biz bu tek biçimli düşünmeyi ve her konuda tek bir örnek aramayı Aydınlanma’dan sonra edindik” diye konuştu. Fazlıoğlu: “İslam medeniyetinde de dört temel bütün fikri vardır. Bunlar Kelamcılar, Meşşâîler, İşrâkîler ve ehl-i İrfan’dır. Her yaklaşımın kendine ait bir bütün anlayışı vardır. Bundan dolayı da tüm rasyonaliteler o bütün içerisinde üretilir.” dedi.

“Hiç bir medeniyet tefessüh etmeden çökmez”

“İnsan bir tarafı ile maddedir. Madde olmadan mana olmaz. İnsan, kendisine bir anlam dünyası örerek içinde yaşar. Bu sebeple bizim bu halimiz adeta ipek böceğine benzer. Kendimize bir ağ örüp içine girmeden yaşayamayız. Bu yüzden bedenimiz kadar nefsimiz ve aklımız da üşür” diye konuşan Fazlıoğlu, “ Kültürler ve medeniyetler İbn-i Haldun’un ifadesi ile  ‘tefessüh’ edebilirler. Yani çürürler. Zaten hiç bir medeniyet tefessüh etmeden çökmez” dedi.

Semerkandî’nin ‘İlm el-Âfâk ve el-Enfus’ Kavramı

İslam Medeniyetinde tüm bilimleri bir araya getirerek bütüncül bir bilgi sistemini oluşturmaya çalışan düşünürlerimizden bir tanesinin Şemseddin es-Semerkandî olduğunun altını çizen Fazlıoğlu, konuşmasını Semerkandî’nin ‘İlm el-Âfâk ve el-Enfus” adlı eseri üzerine sürdürdü.

Fazlıoğlu, “Bu eser bir ansiklopedi kitabı değildir. Ünlü düşünür bu eserle adeta kendine yeni bir ilim kuruyor. Burada ilk defa evren, insan ve nefsi bir arada ele alan tek bir ilim kurmaya çalışıyor. Madde ile manayı tek bir konu olarak ele alıp, bütüncül bir bilgi üretme adına üç kitabı yani; Kur’an-ı Kerim’i, evreni ve insanı birlikte okuyabilir miyiz meselesi aslında. Semerkandî’ye göre işte bu üç kitap birbirini tamamlar. Birbirinin zıddı değildir. Çünkü ona göre eğer, bütüncül bir bilgi sistemi kuramazsak insanoğlunun bunalımını çözemeyiz. Bu sebeple bütün bunları birbirini tamamlayacak şekilde inşa etmemiz lazım. Ancak bu inşanın birbirini tamamlayacak şekilde olması gerekir. Semerkandî, itikat, marifet ve irfanı bir araya getiren bir ilim kurarak; hem inancı, hem bilgiyi, hem de düşünceyi birlikte ele almalıya çalışmıştır.” sözleriyle Semerkandî’nin kurmayı denediği ilim anlayışının anahatlarını dinleyicilerle paylaştı.

“Fizik metafiziğe secde etmiştir”

Fazlıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “ Tanrı’ya inanmak, Tanrı ile ilişkisi bakımından evreni bilmek ve Tanrı ile ilişkisi içinde insanı bilmek. Dolayısı ile Tanrı, evren ve insanı birbiri ile ilişkili olarak bir arada nasıl bilebiliriz? Böyle bir bilgi mümkün müdür?  Her şey Allah’ın ayetidir. Ayetten de kasıt, her şey dönüp dolanıp ona geri döner. Kısacası her şey, mevcudattan vücuda gider.

Bizim metafiziğimizi taşıyan fiziktir. Fizik metafiziğe secde etmiştir. Bu yüzden insanı dik tutmamız lazım. Semerkandî’ye göre, fiziği metafiziğe secde ettirmenin yolu dört basamaklıdır. Bunlar;

1.Züht: Elden geldiğince maddeyi kontrol etmek
2.Allah’ın Ahlakı ile ahlaklanmak
3.Devamlı Allah ile birlikte olmak
4.İrfan

Dolayısı ile tasavvuf dediğimiz hadise, metafiziği dik ve ayık tutma halidir. Bütüncül bir bilgi ancak madde ile manayı birlikte yürüterek elde edilir.”

Konferansın sonunda KAGEM Müdürü Hicret Toprak, programı takip eden katılımcılar adına Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu’na teşekkür etti.



Fotoğraflar