TANZİMAT SONRASI DÜŞÜNCE DÜNYAMIZDA KIRILMA NOKTALARI

TANZİMAT SONRASI DÜŞÜNCE DÜNYAMIZDA KIRILMA NOKTALARI

KALEM Söyleşilerinin Kasım ayının ilk konuğu, Tanzimat Sonrası Düşünce Dünyamızda Kırılma Noktaları başlıklı söyleşisi ile Ali Haydar Haksal oldu.
Bizim en büyük sorunumuz, Sezai Karakoç'un dediği gibi entelektüel yani düşünür ve felsefeci bir kadromuzun olmayışıdır diyerek sözlerine başlayan Haksal, Tanzimat dönemi sonrası dil ve edebiyat alanındaki değişimleri o dönemin yazar ve düşünürleri üzerinden Batı ve Doğu Edebiyatı çerçevesinde değerlendirdi.
Her dönem, metafizik gerilimi yüksek sanatçılar gündemde kalırken materyalist sanatçılar geçici olmuştur diyerek sözlerine devam eden Haksal, kültürel anlamda Türk Milliyetçiliğinin en etkili olduğu dönemin 1930-1940 yılları arası olduğunun altını çizdi.

Haksal, Biz, bir şiir uygarlığıyız. Bu da ilk, Peygamber Efendimiz ’in şiire verdiği ruhsat ile başlamıştır. Şiir; sözün son hali, bir bakıma da damıtılmış halidir. Sayfalarca düşünce ve duygu, çoğu zaman tek bir mısrada anlatılmıştır. Bir metinde önemli olan düşüncenin özüdür. Kelimenin kendi değildir. Dolayısı ile asıl olan bizim kendi özümüzü ve düşüncemizi iyi anlatabilmemizdir” dedi.

“Bizim kendimizi yenileyememe ve fikir üretememe sorunumuz var. Bu yüzden, hem fikir hem de üretkenlik anlamında içimizde bir yenilgimiz var” diyerek sözlerine son veren yazar, söyleşinin ikinci bölümünde katılımcılardan gelen soruları cevaplayarak kitaplarını okuyucuları için imzaladı.

Paylaş:

Etiketler:

Yorumlar