HER ÇOCUK PARMAK İZİ KADAR FARKLIDIR


Kagem’de bu hafta, son yıllarda eğitimde bir çatı model olarak kabul gören "Dokuz Tip Mizaç Modeli ve Eğitimi" başlıklı konferansı ile Prof. Dr. Ziya Selçuk'u ağırladık.

“Bugün nasıl bir toplum inşa etmek istiyorsak, ona göre bir eğitim felsefesi geliştirmek mecburiyetindeyiz” 

Konferans, TDV Kagem Müdürü Hicret Toprak’ın açılış konuşması ile başladı. Toprak sözlerine: “Nasıl bir çocuk yetiştirme modeli olmalı ki biz kendi çağını tanıyan, öz yeterlilik bilincine sahip, aynı zamanda fıtrat dediğimiz, doğuşla birlikte gelen ve Allah’ın bizim özümüze işlemiş olduğu potansiyeli açığa çıkarabildiğimiz çocuklar yetiştirebilelim?” sorusuyla başladı. 

Toprak, “Bugün nasıl bir toplum inşa etmek istiyorsak, ona göre bir eğitim felsefesi geliştirmek mecburiyetindeyiz. Özellikle sosyal medyanın gençler ve çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerini konuştuğumuz son günlerde sanırım eğitim anlayışımızı yeniden konuşmak da oldukça anlamlı. Bu sebeple, Kagem olarak çocuğun doğuşla birlikte getirdiği özelliklerin farkında olarak,  çocuğu belirlemek ve yön vermekten çok rehberlik etme ve yol gösterme odaklı bir eğitime ihtiyacımız olduğu kanaatindeyiz” diyerek sözü Prof. Dr. Ziya Selçuk’a bıraktı.

“Mizaç bir tohumdur ve hayat boyu değişmez” 

“Mizaç, Karakter ve kişilik gibi kavramların tanımını yaparak söze başlayan Selçuk, “ Mizaç (huy), doğuştan gelen ve hayat boyu değişmeyen, kendine özgü algı, arayış, motivasyon ve potansiyelleri bulunan yapısal bir çekirdektir. Kişilerin hayattaki temel ihtiyaç, beklenti ve bakış açılarını belirler. Yani kısaca mizaç bir tohumdur ve hayat boyu değişmez. Karakter ise mizaca bağlı olarak gelişir.

“Mizaç tipleri isimlerini, o mizaç tipindeki bireylerin en temel ihtiyaç ve arayışlarından alır”

Dokuz Tip Mizaç Modeline göre her insan, dokuz farklı mizaç tipinden biri ile dünyaya gelir. Bu dokuz ayrı tipin hepsinin kendisine göre bir arayışı, yönelimi ve ihtiyaç dili vardır. Mizaç tipleri isimlerini, o mizaç tipindeki bireylerin en temel ihtiyaç ve arayışlarından alır” diyen Selçuk, dokuz tip mizaç modelini şu kodlar ve özellikler altında açıkladı.
Dokuz Tip Mizaç (DTM) 
DTM1: Kusursuzluğu Arayan Mizaç Tipi
DTM2: Duyguları Hissetmeyi Arayan Mizaç Tipi
DTM3: Hayran Olunacak Kendilik İmajı Arayan Mizaç Tipi
DTM4: Duyguların Anlamını Arayan Mizaç Tipi
DTM5: Bilginin Anlamına Ulaşmayı Arayan Mizaç Tipi
DTM6: Entelektüel Dinginlik Arayan Mizaç Tipi
DTM7: Keşfetmenin Hazzını Arayan Mizaç Tipi
DTM8: Mutlak Güç Arayan Mizaç Tipi
DTM9: Duyumsal-Hareketsel Konfor Arayan Mizaç Tipi 

Her bir mizaç tipinin kendine özgü potansiyel, algısal öncelik, beklenti, motivasyon ve yönelimleri olduğunu ifade eden Selçuk, “Mizaç Temelli Eğitim Yaklaşımı eğitimcilere, öğrencilerin farklı mizaç yapılarına dair farkındalık kazandırarak, bireysel farklılıklara uygun bir eğitim modeli sunar. Böylece öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına cevap verebilen ve kendi potansiyellerini ortaya koyabilecekleri gerçek bir öğrenci merkezli eğitim modelinin uygulanması sağlanmış olur. Mizaç Temelli Eğitim Yaklaşımı, halk arasında; “İnsan 7’sinde neyse 70’inde de odur”, “Can çıkar huy çıkmaz” , şeklinde ifade edilen ve yaşam boyu değişmeyen mizaç yapısını (huy) temel alır. Ve böylece bu yaklaşım, eğitimde kullanılan güncel yaklaşım stratejilerinin daha etkili olabilmesi için; “hangi öğrenciye, hangi yaklaşım, nasıl uygulanırsa etkili olur?” sorularının cevapları konusunda da eğitimcilere yol göstermiş oluyor” dedi.

Her çocuk parmak izi kadar farklıdır. Peki, neden her çocuğumuza aynı müfredatı veriyoruz? 

“Müfredat aslında zekâ ve yetenek temellidir. Fakat bizim eğitimimizdeki müfredat hafıza temelli. Eğitim kişinin içindekini destekler. Ona dışarıdan bir şey vermez. Eğitimin temelinde insanın mutlu olması vardır. Fakat bugünkü eğitimin temelinde başarı var. Eğitimin amacı çocuğu geleceğe hazırlamak değil, şimdiye uyandırmaktır” diyen Selçuk “Her çocuk parmak izi kadar farklıdır. Peki, neden her çocuğumuza aynı müfredatı veriyoruz? Neden herkese aynı paket gidiyor ve niye herkese aynı sınavı yapıyoruz? Niçin her öğrenciye aynı dersi, aynı ödevi veriyoruz? Hani her çocuk farklıydı? Peki bu yapılabilir mi? Elbette yapılabilir. Hele bu çağda. Çünkü her çocuğun müfredatı kendi içinde saklıdır. Her çocuk farklı fakat bütün anne-babaların hayalindeki çocuk aynı. İşte bu çocuğu anlamamak ve onun doğasına karşı çıkmaktır. ”diyerek sözlerine son veren Selçuk, konferans sonrası çoğunluğunu genç eğitimcilerin oluşturduğu katılımcıların sorularını cevaplamayı da ihmal etmedi.   
Paylaş:

Etiketler: haber

Yorumlar