ANKARALILAR, “USTALARA SAYGI” VEFA GECESİNDE BULUŞTU

ANKARALILAR, “USTALARA SAYGI” VEFA GECESİNDE BULUŞTU.

Okumak… Kelime kelime… Cümle cümle…İlmin hak ettiği değerin farkında olabilmek ve o ölçüde ona emek harcamak, düşünmek, sorgulamak ve kitaplarla kurduğu dostluğun bir benzerinin olmaması, onun anlatılabilecek en önemli hasletlerinden.

Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Aile ve Gençlik Merkezi (KAGEM), Türkiye’nin fikir ve kültür hayatının çeşitli kademelerinde bulunan ve topluma kazandırdığı pek çok eserle birlikte birçok insanın yetişmesinde emeği geçen aynı zamanda koca bir ömrü, ilerleyen yaşına rağmen İslam’ın ve Peygamber Efendimizin daha iyi anlaşılabilmesi adına hadis ilminde benzersiz çalışmalara imzasını atan Prof.Dr. Mehmed Said Hatiboğlu onuruna “Bilge Bir Hayat” başlığı altında “Ustalara Saygı” paneli düzenledi.
 

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in moderatörlüğünde gerçekleşen vefa gecesinde; Prof. Dr. Süleyman AteşProf. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı ve Prof. Dr. Ali Birinci konuşmacı olarak yer aldı.
 

TDV Kocatepe Konferans Salonu’nda düzenlenen panelde, Prof.Dr.Mehmed Said Hatiboğlu ile aynı havayı teneffüs etmiş olan talebeleri, dostları, ailesi ve sevenleri onu yalnız bırakmadı. 

Ankaralıların yoğun ilgi gösterdiği program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve Hatiboğlu hocanın hayatının anlatıldığı sinevizyon gösterimi eşliğinde başladı.
 

“…Onları tanımaya bizim ihtiyacımız var”
 

Ülkemizin fikir ve düşünce hayatımıza büyük emekler vermiş hocaları gençlere tanıtma çabasından dolayı KAGEM’e teşekkür ederek sözlerine başlayan Prof. Dr. Mehmet Görmez, “Hatiboğlu hocamızın bizim tanıtımımıza hiç ihtiyacı yok. Bilakis onları tanımaya bizim ihtiyacımız var. Ben âlimleri ikiye ayırıyorum. Birincisi, kendi halinde âlim olmuş. İkincisi, sadece âlim değil, aynı zamanda birer mektep ve ocak haline gelen ve pek çok insanın kendisinden istifade ettiği sonrada insanları bilginin verilerine değil, bilgiden nasıl istifade edeceğimizi bize öğreten, bize usul ve yöntem öğreten, kitaba, sünnete, tarihe, varlığa ve kâinata nasıl bakmamız gerektiğini öğreten âlimlerimiz . Hatiboğlu hocamız işte tam da böyle bir âlimdir. Yani bize sadece bilgiyi vermekle yetinmedi. Bize, bilgiyi nasıl elde edeceğimizi ve kullanacağımızı da öğretti” diye konuştu. 

Bazı insanların yaptığı iş sadece meslek olarak gördüğünü ifade eden Görmez, “Hatiboğlu hocamız hiçbir zaman böyle olmadı. Bize hadis ilmini öğretirken Peygamber efendimizin tedrisinde gibi kendimizi hissettik” dedi.
 

“Din adamı yok, herkes dinin adamıdır”

Hatiboğlu hocanın talebelerine en büyük mirasının ilmin merakını aşılamak olduğunu vurgulayan Görmez, hocanın “Din adamı yok, herkes dinin adamıdır. İslam hayat görüşü din ve dünya ayrımını reddeder” sözlerini hatırlatarak Hatiboğlu’nun bugün İslami ilimlerle ilgili söyledikleri, yönelttiği eleştirilerin ve çizdiği ufkun bugün geleceğimizi ve tarihimizi öğretme açısından hala bizlere büyük bir yol gösterici olduğunun altını çizdi.
 

“Tez konumun fikrini bana veren Hatiboğlu hocadır’’
 

Hatiboğlu ile ilgili yaşadığı öğrencilik anıları anlatarak başlayan Prof. Dr. Süleyman Ateş ise “Hoca gönülden sevdiğim ve hayatımda sırdaş olarak bir yere koyduğum nadide şahsiyetlerden biridir. Hatta öğrencilik yıllarımda ondan yer yer pek çok konuda tavsiyeler aldığım da olmuştur. Üniversite’de hepinizin bildiği ve bizim de çok sevdiğimiz Tayyib Okiç hocamız vardı. Benden kendisinin asistanı olmamı istemişti. Ben de o dönem bir mezuniyet tezi hazırlığı içindeyim. Fakat bir türlü konu hakkında karar verememiştim. Hatiboğlu hoca o zaman bana, Kur’an’da olan cevaplar üzerine araştırma yapmamı tavsiye etmiş ve ben de böylelikle bu konu üzerine tezimi yazmıştım. Yani tez konumun fikrini bana veren Hatiboğlu hocadır’ diyerek hocanın kendi hayatında arkadaşlığının yanı sıra bir hoca olarak da yer aldığını ifade etti.
 

“Aklın izinden giden ve İslam’ın özünü yaşayan biriydi”
 

Prof.Dr. Ethem Ruhi Fığlalı, “Hatiboğlu hoca kritik etme kabiliyetini, ilim aşkını ve olaylara doğrudan bakış açısını babası Hatiboğlu Hoca’dan almıştır.1960’lı ve 1970’li yıllarda Buhari ve Müslim hakkında şu rivayet şöyledir demek cesaret isteyen bir şeydi. Dolayısı ile tenkidi o dönem yapmak kolay değildi. Fakat Hatiboğlu hoca aynı zamanda savunduğu şeyi yaşayan kısacası aklın izinden giden ve İslam’ın özünü yaşayan biriydi. Bu sebeple din ve İslam adına bir şeyler yapmak istiyorsanız Hatiboğlu’nun yazdıklarını iyi okuyun” diye konuştu.
 

“Okumak bir bütünün tamamını okumaktır”
 

Hoca ile ilgili yaptığı tek şeyin kitap sohbetleri olduğunu söyleyen Prof.Dr.Ali Birinci, “İnsanın en büyük icadı olarak kitabı görüyorum. Hocamızın en büyük aşkı kitaptı. Onun kitaba olan aşkı, molasız bir aşktır. Zaten olgun gönüllerin kemali de ancak kelam ile belli olur. Hatiboğlu hoca çok iyi bir okuyucu. Fakat okumak ona göre tek bir alanı okumak değildir. Okumak bir bütünün tamamını okumaktır.
 

İlmin çarkları için birkaç unsur vardır. Bunlar: Uzun ömür, hocamda var inşallah daha çok olur. Kafa ve beden sağlığı ve huzurlu bir ev. Bunların hepsi hocamızda mevcud. Aleve aydınlığı için teşekkür ederken lambayı tutanı unutmamak lazım. Bu anlamda Hatiboğlu hocanın eşi de hocamızın yazdıklarının ikmal subayıdır” ifadeleri ile eşinin hocanın hayatında en büyük destekçisi olduğunun altını çizerek kendisine teşekkür etti.
 

Gecenin son konuşmasını Mehmed Said Hatiboğlu Hocadan dinledik
 

“Okudukça cehaletimizin ortaya çıktığını görsem de bu durumdan memnunum. Çünkü bizim kültürümüz bir kaç kişinin altından kalkabileceği bir kültür değil, bin küsur senedir kitap yazılan muhteşem bir kültür. Ama o yazılan kitapların tenkidi yapılmadan kabul edildiği takdirde ne felaketlere maruz kalabileceğimiz de bir gerçektir. Bu gerçekler tespit edilmeden sadece kitap okuyup onu nakletmek bizim en büyük felaket sebeplerimizden biri olabilir. Bugün karşılaştığınız Müslümanlığı temsil eder zihniyette bir takım canilerin neler yaptıklarını görüyoruz. Bunların bugün dayandıkları hadislerin de bizim kitaplarımızda olduğunu görüyoruz. Bizim kitaplarımızdaki bu yanlışlıktan kaynaklanan bu cereyanları tasfiye edebilmenin en ilmi yolu onların tenkidini yapabilmektir” sözleri ile kendisi için bu özel geceyi hazırlayan KAGEM’e ve geceyi onurlandıran Ankaralılara teşekkür etti.

Panel’de ayrıca tasavvuf ve Cami Musikisi Sanatçısı ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk Din musikisi Öğr.Dr. Fatih Koca’da günün onuruna gerçekleştirdiği mini konserle geceye renk kattı.
 

TDV KAGEM, belirli aralıklarla “Ustalara Saygı” programı çerçevesinde daha önce; Yazar Nuri Pakdil’i, merhum Fethi Gemuhluoğlu’nu ve vefatının 14.yılında Aliya İzzetbegoviç’i anarak toplumda, kültür, edebiyat ve sanat hayatımızda örnek olan ustalarımızın hayatı ve eserlerini özellikle gençlere tanıtarak sevenleri ile buluşturdu.
 

Paylaş:

Etiketler:

Yorumlar