YERYÜZÜNÜ İMAR VE ISLAH ETMEK BANA MI KALDI!

YERYÜZÜNÜ İMAR VE ISLAH ETMEK BANA MI KALDI!

İnsana Rabbi tarafından dünyada yüklenen vazifelerden bir tanesi de yeryüzünü imar ve ıslah etmektir. Bu imar vazifesi insanın hayatını kuşatan maddi-manevi her şeyi kapsamaktadır. O yüzden yüzyıllarca İslam’ın hâkim olduğu beldeler mamur olmuş; insanı, hayvanı ve tabiatı fıtrata uygun şekilde tekamül edegelmiştir.

“O'dur sizi yerden (topraktan) yaratan ve oranın imarında görevli kılan.” Hûd 61

Bununla birlikte tarih boyunca bu imara karşı çıkan ve yeryüzünü fesada uğratmak isteyen ve fıtratı inkâr edenler de olagelmiştir. Bu yüzden Allah-u Teâla peygamberler göndererek bize ıslah ve imar vazifemizi hatırlatmıştır. Bunun neticesi olarak da ıslah ediciler ile ifsat ediciler arasında sürekli bir mücadele süregelmiştir.  

“Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler.” Bakara 11.

“Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helâk etmez.” Hûd 117.

İşte o fesatçılara yeryüzünde yaptıkları hatırlatıldığında bunu kabul etmek istemezler ve fesatlarına devam ederler. Ama inanıp fıtrat üzere yaşayanların bu konuda bir şey yapması gerekmektedir ki yeryüzünde fesadı ortadan kaldırsın ve ıslah edenlerden olsunlar.

Bununla beraber bu iş tek başına yapılabilecek ve üstesinden gelinebilecek kadar kolay bir iş değildir ve bunun için bir araya gelerek teşkilatlanmak gerekmektedir.

"Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır." Âl-i İmran: 104

 “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.” Şu’arâ 151-152

Yıl 590, yer Mekke; insanlık tarihinde "Cahiliye" dönemi diye adlandırılan bir dönem; zulmün, haksızlığın, ahlaksızlığın ve sömürünün zirve yaptığı yıllar.

Bütün bunlara rağmen toplumda vicdan sahibi insanlar var ve bunlar Mekke'de haksızlıkların ve zulmün önüne geçmek için bir araya gelerek örgütleniyorlar. Kurdukları bu örgütlü yapının adı "Hilfu'l-Fudul" yani "Faziletliler Cemiyeti" yani "Erdemliler Derneği". 

O gün 20 yaşında bir genç olan Peygamber Efendimiz bu "derneğin"  bir üyesi ve bu üyeliğini yıllar sonra ashabına şöyle anlatır:

“Abdullah b. Cud'an'ın evinde yapılan And'da ben de bulundum. Bence o and kırmızı tüylü bir deve sürüsüne malik olmaktan daha sevgilidir. O zaman Haşim, Zühre ve Teym Oğulları, deniz bir kıl parçasını ıslatacak kadar suya malik oldukça mazlumlarla birlikte bulunacaklarına and içmişlerdi. Ben ona İslâm devrinde bile çağrılsam icabet ederdim.“ Ahmed b. Hanbel, I,190, 193

Bugün yaşadığımız dünyaya baktığımızda Cahiliye döneminden belki çok daha ileri gitmiş ve haddi aşmış bir durumla karşı karşıya olduğumuzun farkına varırız. Modern hayatın yoğun meşguliyetleri arasında imar ve ıslah vazifemizi ise çoğu zaman ıskalamaktayız.  Köklü medeniyet tarihimizde imar ve ıslah vazifesini yerine getirmek için yani iyiliği egemen kılmak için kurulan binlerce vakıf müessesesi yukarıda geçen ayet ve hadislerde belirtildiği üzere bir araya gelen toplulukların oluşturduğu örgütlü yapılardır. Bugünün sivil toplum kuruluşları diyebileceğimiz bu örgütlü yapılar yeryüzünün imar ve ıslahında önemli roller üstlenmişler ve seviyesine bugünün yüksek teknolojik imkânları ile bile ulaşamadığımız bir medeniyeti inşa etmeyi başarmışlardır.

Günümüzde vakıf ve dernekler gibi sivil toplum kuruluşları farklı gayelerle de kuruluyor olsa, çoğu özünde böyle önemli bir vazifeyi yerine getirmek için kurulmuş yapılardır.

Genç bir delikanlı iken bu vazifeyi “Erdemliler ittifakı / Birliği” kurucu üyesi olarak üstlenmiş olan Peygamber efendimiz gibi, gençliğimiz dünyamızın imar ve ıslahında tekrar aktif olarak görev almalıdır. Bunun için birilerinin teşvikini ve teklifini beklemeden örgütlenerek dünyamız problemlerine çözümler üretmeli ve yeryüzünün tekrar Rabbimizin istediği gibi bir yere dönüşmesi için gayret göstermelidir.

Mevcut kanun ve yönetmelikler çerçevesinde 7 kişi bir araya gelerek hiçbir maddi kaynak göstermeksizin çok hızlı bir şekilde bir dernek kurabilmektedir. Hedefleri ve projeleri olan dernekler de çok kolay ulusal veya uluslararası kaynak bulabilmekte ve projelerini hayata geçirebilmektedirler.

Bu şartlar altında günümüz sorunlarına duyarsız kalmadan örgütlenerek bu sorunlara çözümler üretmek ve yeryüzünü tekrar huzurla yaşanır bir yer kılmak hepimizin vazifesi olmalıdır.

Paylaş: