Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Aile ve Gençlik Merkezi (TDV KAGEM), “Kendilik Serüvenimiz” başlığı altında başlattığı psikoloji seminerlerinde bu hafta Psk. Dilvin Abacı ile ‘Obsesif Kompulsif Bozukluk’ konusunu ele aldı.

KAGEM Konferans Salonunda düzenlenen programda konuşan Abacı, “Obsesyon, sıklıkla tekrarlayan ve sıkıntı oluşturarak bireyde istem dışı oluşan düşünce ve dürtülerdir. Kompulsiyon ise, obsesyonların oluşturduğu sıkıntıyı gidermek için kişinin yapmak zorunda hissettiği el yıkamak, kontrol etmek, düzenlemek gibi kendini tekrarlayan davranışlar veya saymak ve kelimeleri tekrarlamak gibi zihinsel eylemleri içine alan ve bunların birlikte görüldüğü bir psikiyatrik rahatsızlık çeşididir”dedi

Zihnimizden bir günde yaklaşık 4000 civarı düşünce geçmektedir ve bunların yaklaşık %13’ü spontan düşüncelerdir. Kişilerin ortalama % 80’ninde içerik olarak takıntılara çok benzeyen ve istenmeyen düşünceler yer almaktadır. Peki bu istenmeyen düşüncelerimiz takıntı mı? OKS’de temel ortak noktanın kişilerin istenmeyen düşünce veya dürtüleri ile mücadele etmeleri iken, bu takıntıların içeriğinin kişiden kişiye değişkenlik gösterdiğinin altını çizen Abacı, “Obsesif kompulsif bozukluğun yaşam boyu görülme sıklığı ortalama %2-3’tür. Kadın ve erkeklerde eşit oranlarda görülür. OKB çocuklarda ve ergenlerde de görülebilmektedir. OKB genellikle erkeklerde daha erken başlangıçlı olmak üzere, sıklıkla ergenliğin son dönemlerinde ya da erişkinliğin başlangıç yıllarında ortaya çıkmaktadır” dedi.

OKB’ye sıklıkla diğer psikiyatrik belirtiler ve rahatsızlıklar eşlik edebilir. Bunlardan en sık görüleni depresyondur. Panik bozukluğu, fobiler ve yeme bozuklukları da sıklıkla eşlik eden diğer bozukluklardır. Bu nedenle, doğru teşhis ve tedavi için belirtiler ortaya çıktığında bir psikiyatrist ile görüşmek önemlidir. Böylelikle doğru bir teşhis konulabilecek ve doğru bir tedavi başlanması mümkün olabilecektir” diye konuştu.